30 Mart 2011 Çarşamba

Escapar!

İki hafta önce Styleboom ve Emircan Soksan ile birlikte Günseli Türkay tasarımlarının yer aldığı bir çekim gerçekleştirdik. Bildiğiniz gibi Emircan'ın elinin değdiği yerde video biter, bu da o video:) 
Umarım beğenirsiniz..  


Unutmadan, Günseli Türkay söyleşisi ve yaptığımız çekimden diğer kareler çok yakında Styleboom'da! 



Escapar by Emircan Soksan from Emircan Soksan on Vimeo.


Photographed and Filmed by Emircan Soksan
Fashion Director Styleboom
All costumes from Gunseli Turkay
Modelling Deniz Eslek
Music Lykke Li

25 Mart 2011 Cuma

Saçmalıyor(um)



Mütemadiyen..
Aklıma gelen türlü saçmalıkları yapmak istiyorum ama bunları birine anlattığım zaman yüzüme olmasa da içinden "saçmalıyor" diyor. Anlıyorum. Ama bozulmuyorum. Biliyorum çünkü saçmaladığımı. Şu an olduğu gibi. Sorun değil. Saçmalamayı seviyorum ben. Keşke beraber saçmalayabileceğim biri olsa. Herkes çok ciddi. Çok sıkılıyorum. Anca içince saçmalıyor herkes. O zaman çok eğleniyorum işte. Keşke herkes hep içse. İçimden geldiği gibi yaşamak istiyorum mesela ama olmuyor ki hiç. Sorumluluklar ve sorunluluklar engelliyor beni. Bir de ben istediğim şeyleri kimseye söylemiyorum. Sonra hiçbir şey istemediğimi sanıyorlar. İnsan hiçbir şey istemez mi!? İster tabi ki. Söylesem yine "saçmalıyorsun" derler zaten. Ya da demezler belki bilemedim. Bugün uyumak istedim ama mümkün mü. Değil. İşe geldim. Bir kitap gördüm. Çok üzüldüm. İçinde yaşlı ve hasta insanların fotografları var. Yaşlı görünce ağlıyorum. Çok üzülüyorum onlara. Ben yaşlanınca bana da üzülecekler mi acaba. Yok yaşlanmayayım ben ya. Pantolonumun içine sıkıştım resmen. Çıkarıp atasım var ama şirket profiline uymayacak hareketler bunlar. Olmaz. Sevdiğim insanlar için sevmediğim şeyleri yapmaktan çok sıkıldım. Hep başkaları mutlu olsun peki ya ben? Onların mutluluğuyla mutlu olma hastalığımdan ne zaman kurtulacağım acaba? Ya da "kurtulacak mıyım?" diye sormalı aslında. Tam hiçbir isteğim olmuyor derken bir istediğim oldu. Hem de tam istediğim anda oldu. İlk defa. Ölecek miyim acaba? Galiba hayat benimle dalga geçmek için var. Eğlencesi benim hani. Ay kendimi ne kadar önemli biri yaptım bir anda. Komik. Benim gibi insanlardan bir bok olmaz bir de. Çünkü hırs yok. Hiçbir şey oldurmaya çalışmayıp olsun diye beklersen olmaz ki. Ama bekliyorum işte. Garsonluk yaparken keşfedilen ünlüler gibi hiçbir şey yapmazken yukardaki ilahi güçler beni keşfedecek. Bazen düşünüyorum da hayat Matrixteki gibi olsa ne güzel olurdu. Beynime sokulan çubukla 2 dakikada kung fu yapmayı öğrenebilirdim falan. Çok fantastik. Neden kung fu dedim ki ben. Matrix'in gerçek olduğunu hayal edip kung fu talep eden bi salak ben miyim. Hep bu dövüş sahneleri yüzünden. Bilinçaltım tam bi çöplük. Çocukluğuma inelim diyorum bazen ama geri çıkamayız diye korkuyorum. Of en iyisi ben gidip bi yemek yiyeyim. Zaten kahvaltıda etmedim. Siz de bu saçmalıkları bence okumayın boşverin.


                                                                                                                               Fotoğraflar: Diane Arbus

22 Mart 2011 Salı

istiyorum.

mesela bu elbiseyi.


sonra bu gömleği.


koluma da bu çantayı.


üşüyen ellerime de bu lazımdı.


Hepsi Gemma Shiel tasarımı. 
Lazy Oaf 'mış markası.

15 Mart 2011 Salı

Sometimes..



Bazıları, bazı zamanlar beni bazı kişilere benzetiyorlar..

(bkz. oblina)





Bir de bazen çok şımarıyormuşum öyle diyorlar..


Telefonla çok oynadığım zaman da kızıyorlar. Sanırım bu konuda haklılar:)


14 Mart 2011 Pazartesi

Bir de buradan yakalım..




Bir varmış bir yokmuş..

Amerika'da yaşamakta olan bir kız varmış..
Günlerden bir gün, akrabalarını ziyaret etmek ve Türkçe öğrenmek için Türkiye'ye gitmeye karar vermiş..
Gitmeden önce Türkiye ve Türkçe hakkında bilgi edinmek, ilk etapta ihtiyacı olan günlük konuşma diyaloglarını çalışabilmek için bir pratik kitabı almak istemiş..
Ve kitapçıda tam da istediği bilgiler içeren Lonely Planet'in Turkish Phrase Book adlı kitabını bulmuş..
Ve o kitaptan ne yazık ki bunları öğrenmiş........



"Social
Traditional Turkish watering holes, like the meyhane and birahane, are all-male preserves and women generally aren't welcome. As a generel rule, Turkish women don't drink because they're Muslims, and foreign women overindulging in public isn't well regarded.
Meeting People
Birader (taken from English "brother") dostum (my friend) and cankuş (mate) are some common terms that men use to address each other. As a sign of respect, men will address their friends' wives as yenge. Until you're invited to address your mat's wife by her first name, you should call her yenge too.
Kiss & tell
When Turks are introduced to each other, they shake hands and/or kiss on both cheeks. At other meetings women kiss women and men kiss men, but kissing the opposite sex is only common between close friends. When you meet someone of the opposite sex who has strong religious beliefs, avoid shaking their hands or kissing them. Instead, greet them with the Arabic words selamın aleyküm."

Bu olayda anlatılanlar (maalesef ki) tamamıyla gerçektir ve yakınen tanıdığım bir kişinin başına gelmiştir..
kızsam mı üzülsem mi bilemedim. Yazık..

11 Mart 2011 Cuma

Brand new model: Saskia de Brauw!


Vogue Fransa ve Vogue İtalya..
Mart ayında iki kapakta tek isim:
Saskia de Brauw..
Carine Rotfield gibi bir yetenek avcısının Vogue Fransa'dan ayrılmadan önceki son kapağında göz göre göre pişti olacak kadar çok beğendiği biri o..
Hatta style.com'a verdiği röportajda de Brauw için şu cümleleri sarfetmiş:

"Now I found a new girl called Saskia. She has short hair, no one knows her, and this is going to be my last cover."

14'lük kızların salındığı podyumlara 29 yaşında giriş yapmış olması şaşırtmasın, kendisi 16 yaşında başladığı modelliği sanat okumak için bırakmış biri.. Neden geri dönmüş derseniz hayat şartları onu da zorlamış tabiki.. Bu devirde sanatçı olmak zor:)

Dönüş yaptığı ışıltılı dünyada temmuz ayından beri zirveye doğru emin adımlarla yükselen, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen ve sonbahar/kış koleksiyonlarının görücüye çıkığı moda haftalarında defilelerin değişmez isimlerinden biri olan de Brauw'un blogu ve sanat çalışmalarını içeren web sitesinden ulaşabileceğiniz bir kitabı da var..

Kimbilir kaç defilede kendisini görmüş olmama rağmen hayranlığımı Chanel sonbahar/kış 2011 defilesinde kazanmış olan de Brauw'u kısa saçları ve kemikli yüz hatlarıyla Agyness Deyn'den sonra dünya üzerinde en çok beğendiğim ikinci model ilan ediyor ve bu yıl onun yılı olacak diyorum söylemedi demeyin..




                        
  
Fotograflar: Velvet Magazine Aralık 2010




Hakaan / Paris Fashion Week Fall 2011

(via Fashiongonerouge.com)

15 Şubat 2011 Salı

Öyle iste.

Bazen. Hem de hiçbir neden yokken. Bazı insanlara gıcık oluyorum ben.
Belki de nedeni var ama kişisel özelliklerden. Napalım o da öyle yaratılmış dediğimden. Onları öyle kabullendiğimden sesimi çıkartmasam da..
Mesela bu sabah toplantıya gelen gruptan bir kıza da gıcık oldum ben.
İşini zamanında yapmadığından. Zamanında yapmadığı işi için benim zamanımı aldığından.
Lakayt tavırlarından. Sürekli arkamda durup ekranıma baktığından. Aslında işiyle pek alakasız olduğundan.
Gitse de kurtulsam.


Fotograf / Tercerunquinto

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...